Gözden kaçırmayın

Taytak: Var olsun Bozkurtlarımız, Asenalarımız! Var olsun Ülkü Ocaklarımız!Taytak: Var olsun Bozkurtlarımız, Asenalarımız! Var olsun Ülkü Ocaklarımız!

Ayağının tozu ile geldiği Almanya gezisinden sonra CHP’li Belediye Başkanı Burcu Köksal, Ekrem İmamoğlu’nun cezaevine gönderilmesiyle Afyonkarahisar’da başlayan protesto dalgasında dikkat çeken isimlerden biri oldu.
Dün akşam Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen yürüyüşte Köksal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte söylediği “Seçilmişleri atanmışların elinde oyuncak etmeyeceğiz” sözünü hatırlatarak, “Seçilmişleri atanmışlara oyuncak ettirmeyin” çağrısında bulundu.
Köksal’ın konuşmasında gözden kaçırdığı önemli bir nokta var: Erdoğan’ın bahsettiği “seçilmişlerin atanmışların oyuncağı olmaması” ifadesi, yolsuzluk yapıp ardından hukuki süreçlerle yüzleşen siyasetçileri koruma çağrısı değildi. Aksine, bu sözler, seçilmişlerin görevlerini halkın iradesine uygun şekilde yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan bir çerçeveye sahipti.
Ancak Köksal, bu alıntıyı, yolsuzluk suçlamasıyla cezaevine gönderilen bir belediye başkanını savunmak için kullanıyor.

Köksal, konuşmasında belediye başkanlarının karşılaştığı zorlukları da dile getirdi: “Belediye başkanları her akşam ailelerine kavuştuğu için şükrediyor. Çünkü hangi başkanın gözaltına alınacağını bilmiyoruz. Tek suçumuz, seçilmiş olmak mı?”Bu ifadeler, duygusal bir zeminde haklılık arayışı gibi sunulsa da, yolsuzluk iddialarıyla cezaevine giren birini savunurken kullanıldığında inandırıcılığını yitiriyor.
Eğer bir belediye başkanı, hukuken kanıtlanmış bir yolsuzluk suçundan dolayı cezaevine gönderilmişse, bu “seçilmiş olmak” ile açıklanabilecek bir durum değil.
Hukuk, seçilmiş ya da atanmış ayrımı yapmaksızın, suç işleyen herkesi bağlar.
Köksal’ın “Hukukun tecelli etmesi” talebi, ironik bir şekilde, yolsuzluk suçlamasıyla ceza alan birini savunmaya çalışırken gölgeleniyor.

Vatandaşın ortak beklentisi, suç işleyenlerin siyasi kimliklerine bakılmaksızın cezalandırılmasıdır. CHP’li bir belediye başkanının, yolsuzluk suçlamasıyla cezaevine giren birini “seçilmişlik” kartıyla savunmaya kalkması, parti içindeki etik duruşu sorgulatıyor.
Köksal’ın “Her gün engellerle karşılaşıyoruz ama şikâyet etmiyoruz, isyan etmiyoruz. Ama yeter artık, bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şey hukuk” sözleri, güzel bir temenni olsa da, bu savunmayla birlikte samimiyet testinden geçemiyor. Hukuk, tam da yolsuzluk gibi suçların üzerine gidilmesiyle tecelli eder; suçluların korunmasıyla değil.

Eğer Köksal, gerçekten hukukun üstünlüğüne inanıyorsa, yolsuzluk iddialarının sonuna kadar soruşturulmasını ve suçlu bulunanların cezalandırılmasını savunmalıydı.
Aksi halde, bu çıkış, siyasi bir dayanışma gösterisinden öteye gidemez ve halk nezdinde “suçluyu koruma” algısı yaratır.
Köksal’ın yürüyüşteki açıklamaları, iyi niyetli bir hukuk arayışından çok, yolsuzlukla suçlanan birini koruma refleksi gibi görünüyor.

Hukukun tecelli etmesini isteyen bir belediye başkanı, öncelikle kendi saflarındaki yanlışları temizlemeye odaklanmalı. Aksi takdirde, “Seçilmişleri atanmışlara oyuncak ettirmeyin” çağrısı, “Yolsuzluk yapanları koruyun” gibi yanlış bir mesaja dönüşebilir.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, ne seçilmişlerin kayıtsız şartsız savunulması ne de atanmışların keyfi yönetimi; sadece ve sadece adil bir hukuk düzeni.

***

CHP’NİN “NOT DEFTERİ” SİYASETİ: GAZETECİLER KARA LİSTEDE, MİZAH BİZDE!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Şişhane’deki konuşmasında medyaya dönüp “Hepsini not ediyoruz” demesi, siyaset sahnesine yeni bir komedi unsuru ekledi.
Sanki CHP, bir süredir elinde kalemle dolaşıyor, gazetecilerin yazdığı her satırı, attığı her manşeti bir öğretmen edasıyla karneye işliyor.
Afyonkarahisar’da da CHP İl Başkanlığı’na sormadan edemiyoruz: Siz de mi yerel gazetecileri “yaramazlar listesi”ne ekliyorsunuz? Kalemler hazır mı, yoksa kara tahta önünde “Tarafsız yazmadın, sıfır!” diyecek bir Özgür Hoca mı bekliyorsunuz?

Şaka bir yana, CHP’nin bu “not ediyoruz” çıkışı, hem düşündürüyor hem de gülümsetiyor.
Özgür Özel’in tehditkâr bir tonda medyaya parmak sallaması, akıllara “Bu parti özgürlüklerden yana değil miydi?” sorusunu getiriyor.
Hani basın özgürlüğü, hani demokrasi?
Anlaşılan CHP, “özgürlük” kelimesini sadece kendi lehine işleyen bir kavram sanıyor.
Gazeteciysen ya CHP’yi öveceksin ya da “not defteri”nde kendine yer bulacaksın.
Afyonkarahisar’da da durum farklı değil gibi; acaba hangi yerel muhabir “Başkan Köksal’a az methiye düzdü” diye fişleniyor, merak ediyoruz.

Tabii bu “not alma” meselesini mizahi bir gözle hayal etmek de mümkün.
Özgür Özel’i, elinde kırmızı kalemle gazete manşetlerini tek tek işaretlerken görür gibiyiz: “Bu haber yandaş, iki puan kırdım! Bu köşe yazısı eleştirel, sınıfta kaldın!”
 Afyonkarahisar İl Başkanlığı da yerel basını toplayıp “Arkadaşlar, kalemler elinizde, şimdi hep birlikte ‘Burcu Köksal çok başarılı’ yazıyoruz, yoksa notunuzu kırarım!” diye tatlı-sert bir uyarıda bulunuyor mudur?
Kim bilir, belki de CHP’nin yeni sloganı “Eleştirirsen notunu alırız” olur!

Ama işin komik tarafını bırakıp ciddiyete dönersek, bu tavır CHP’nin imajına zarar veren bir kendi kalesine gol. 
Yıllardır iktidarı “basını susturmakla” suçlayan bir parti, şimdi kalkıp gazetecilere “Sizi izliyoruz” mesajı verirse, bu ne kadar inandırıcı olabilir?
Afyonkarahisar’da Burcu Köksal “Hukuk istiyoruz” diye bağırırken, Genel Başkan’ın medyaya aba altından sopa göstermesi, parti içindeki çelişkileri gözler önüne seriyor.
Hukuk dedikleri, sadece kendilerine dokunmadığında mı geçerli?
Gazetecileri not etmek, özgürlük değil, olsa olsa “puanlama özgürlüğü” olur!

Mizahı fazla kaçırmadan bir öneri: CHP, not defterini bir kenara bırakıp biraz aynaya baksa fena olmaz.
Özgür Özel ve ekibi, gazetecileri fişlemek yerine, “Biz nerede hata yapıyoruz?” diye kendilerine not verse, hem daha demokratik bir duruş sergilerler hem de halk nezdinde daha samimi bir yer edinirler.
Afyonkarahisar’daki gazetecilere de seslenelim: Kaleminize sahip çıkın, çünkü anlaşılan CHP’nin “not sistemi”nde objektiflik değil, sadakat puanlanıyor!
Sonuç olarak, CHP’nin bu “not ediyoruz” siyaseti, trajikomik bir tablo sunuyor.
 Özgür Özel’in tehditkâr sözleri yankılanırken, biz de gülerek soruyoruz: “Not aldıysanız, pekiyi ne zaman vereceksiniz?”
Belki de CHP, bu gidişle kendi karnesine “Basın özgürlüğünden sınıfta kaldı” yazdırır.
Kalem bizde, notu millet versin!

İsmail SAGUN